GAZİANTEP KEKEMELİK MERKEZİ

KEKEMELİK (NEDİR, NELER YAPILMALIDIR)

KEKEMELİK

Normal Konuşma Nedir?

Normal konuşma, konuşmanın akışının farklı biçimlerde yorumlanmasıdır. Hepimiz bazen seslerin yerini karıştırır, cümlede yanlış yerde durur, uygunsuz vurgu yapar veya kelime ve hecelerde tekrarlar, geriye dönüşler, dil sürçmeleri; çeşitli sesler çıkartarak akıcılığı bozabiliriz. Konuşma çabaları çok şiddetli ve akıştaki bölünmeler çok olduğu zaman, dikkat çektikleri için dinleyiciler tarafından bozukluk olarak algılanır. Konuşma, kusursuz değildir. Bu yüzden her zaman aynı akıcılıkta olmalı şeklinde bir kural olduğu düşünülmemelidir.

 

Normal Akıcılık Bozuklukları;

Konuşma ritminde duraklamalar 2- 6 yaş arasında sıklıkla görülür. Çocuğun dil gelişimi sürecinde yaşadığı tedavi gerektirmeyen normal duraksamalardır. Buna “normal akıcılık bozukluğu”(normal disfluency) denir. Tüm çocuklarda görülebilir.

Aileler bu duraksamalar üzerinde çok durmaz ve çocuğun kendine güvenini sarsacak; “Yavaş konuş”,”Sakin ol!”,”Öyle konuşma!” gibi söz ve tutumlardan uzak durduklarında bu süreç daha rahat atlatılmakta ve akıcılık bozukluğu kalıcı hale gelmemektedir.

 

KEKEMELİK (Stuttering,Stammering) NEDİR?

Psikiyatrik tanı kriterlerine göre; kekemelik, yaşına ve lehçesine uygun gelişimsel olarak çıkartması beklenen konuşma seslerini çıkartamaması, konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde bozukluk olması durumudur.(D.S.M. IV, 1994, S.449).

Kekemelik ; konuşmadaki akıcılığın bozulması, bunlara verilen psikolojik (Konuşmaktan çekinme, konuşurken hata yapmaktan korkma) ve motor reaksiyonlarla (Vücudun çeşitli yerlerinde oluşan tikler), konuşmadaki uzatmalar, tekrarlar ve duraklamalarla kendini gösterir.

Bunlar genellikle :

Hece-ses uzatma (v-v-v-ver),

Kısa kelime tekrarı (al-al-al),

Ses uzatma (Ssssssabah),

Durma –Bloklamalar (okk-ula ge-geldim), şeklinde olabilir.

 

Akıcılıktaki Bozulmaya Karşı Bireyde Oluşan Problemler;

1) Psikolojik Tepkiler: Konuşmaktan kaçınma, konuşmaya başlangıçta ya da devam ederken yoğun stres ve anksiyete yaşanması.

2)Motor Tepkiler: Vücudun çeşitli bölgelerinde meydana gelen tikler. (Ekstremiteler, baş, boyun, çenede)

Kekemeliğin Türkiye’de Görülme Sıklığı;

Kekemeliğin erken dönem görülme sıklığı: % 4 iken,

Kekemelikte genel sıklık; % 1’dir. (Konrot, A. Mayıs 2003, Ankara)

Evreleme

Kekemelikte 2 temel evre vardır. Bunlar:

1-Primer Evre Kekemelik

2-Sekonder Evre Kekemelik

 

1- Primer Evre Kekemelik

Bu dönem 2-2,5 yaşlarından 6-7 yaşlarına kadar uzanabilmektedir. Kekemelik sürekli olmayıp epizotlar halindedir. Bu dönemde çocuk kekemeliğinin farkında değildir ve genellikle konuşmaktan kaçınmaz ve akıcılıktaki bozulmalara psikolojik tepkiler vermez. Aileye verilen eğitimle bu sorun aşılabilmektedir. Bu dönem akıcılık bozukluğuna; primer kekemelik, normal disfluency, kimi kaynaklarda ise fizyolojik kekemelik denmektedir. Primer evre kekemelikte kekelenen hece sayısı %10’dan büyüktür.

 

2- Sekonder Evre Kekemelik

7’li yaşlardan sonra ortaya çıkan ve çocuğun konuşmasındaki bozukluğun farkına varıp psikolojik tepkiler vermeye başladığı dönemdir. Bu dönem kekemeliğin tedavi gerektirdiği bir evredir. Yaş ilerledikçe çocuk kekemeliğinin farkına varır ve bu şekildeki konuşmaya reaksiyon vermeye başlar. Önceleri eforsuz olan uzatma ve tekrarlar daha hızlı, düzensiz, yoğun ve eforlu olmaya başlar. Konuşma ritmindeki bozukluğa gösterilen tepki kişiler arası farklılık göstereceğinden ileri yaşlardaki kekemelik arasında büyük farklılıklar görülür. Sekonder evre kekelemelikte kekelenen hece yüzdesi %5’ten büyüktür.

 

Epidemiyoloji

2-6 yaş arası çocukların ortalama %5’inde kekemelik vardır. Fakat bunların %80’i kendiliğinden ya da aile eğitimi ile düzeldiği bilinmektedir. Sekonder evre kekemeliğin görülme sıklığı %1’dir. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Bu oran çeşitli yayınlarda değişiklik göstermektedir. Ama genel olarak 1/3 ve ¼ gibi olduğu bilinmektedir.

 

Kekemelikte Kalıtımın Rolü (Role of Heredity)

Aile çalışmalarında fizyolojik bir bağ bulunamamış fakat; ailede kekemelik bulunması çocukta davranışın ortaya çıkmasında güçlü bir etken olarak göze çarpmıştır.

İkiz Çalışmaları (Twins Research)

Howie (1981)’ in tek ve çift yumurta ikizleri üzerinde yaptığı çalışmalarda çıkan sonuçlar şöyledir: 6 ve 16 ikiz grubu üzerinde yapılan araştırmada 1 ikiz kekelerken, diğerlerinde böyle bir bulguya rastlanmamıştır.

Andrews’un (1990) yaptığı çalışmada: 3810 ikiz üzerinde çalışılmış, %71’inde belirti görülmezken %29’unda görüldüğü sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak; Aile çalışmalarında görülmüştür ki; ailede kekemeliğin bulunması, bulunmamasına oranla çok daha fazla risk taşımaktadır.

Kekemelik ve Zeka (Stuttering and Intelligence)

Yapılan araştırmalarda ulaşılan sonuçlar göstermiştir ki; zekanın kekeleme veya akıcı konuşma üzerinde direk etki yaratmak değil de; dil süreçleri, duyusal-motor beceriler ve algılamada farklılık yarattığı gözlenmiştir.

 

Okul Performansı (School Performance)GAZİANTEP KEKEMELİK

Kekemelikte Okul performansında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Sadece sözlü ve yazılı sınav performanslarında değişimler görülmektedir. Beklendiği üzere sadece sözlü sınavlarda dezavantaj olabilmektedir.

Kekemeliğin Gelişimsel Evreleri / Davranış Düzeyleri (Developmental / Treatment Levels of Stuttering)

 

Gelişim/Davranış Düzeyi                                                     Tipik Yaş

 

Normal Akıcılık Bozukluğu                                                  1,5-6 yaş

(Normal disfluency konuşmanın gelişim

süreci içersinde görülebilir ve doğaldır.)

Sınır Düzey Kekemelik                                                      1,5-6 yaş

Kekemelik Başlangıcı                                                        2-8 yaş

Orta Düzey Kekemelik                                                       6-13 yaş

İleri Düzey Kekemelik                                                       14 yaş ve +

 

Etyoloji

Yapılan ilk araştırmalarda (1900’lü yılların başı) kekemeliğin fiziksel yanına bakılmış fakat fiziksel bir engel olmadığı görülmüştür. Bunlar doğum koşulları, fiziksel gelişme, dil gelişimi, genel sağlık, sağ-sol el kullanma gibi faktörlere bakılmış fakat anlamlı bir fark bulunamamıştır.

1900’lü yılların başlarında konuşma patolojisinin yeni gelişmeye başladığı dönemlerde daha çok serebral dominans üzerinde durulmuş; sağ veya sol el kullanımına bakılmış fakat yapılan araştırmalarla bunların kekemelik üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Son araştırmalar göstermektedir ki; beyin aktiviteleri bakımından kekelemelerle akıcı konuşanlar arasında anlamlı fark yoktur, yukarıda görülen farkın konuşma sırasında yaşanılan stresten kaynaklandığı düşünülmektedir.

KEKEMELİĞİN NEDENLERİ ;

1. Organik teoriler:

Kekemeliğin bazı ailelerde sık görülmesi, yine erkek çocuklarda kız çocuklardan dört kat fazla görülmesi etyolojide organik faktörlerin rol alabileceğini düşündürmüş ve bu problemin organik orijinli olduğunu ispat etmeye yönelik çok sayıda teori ortaya atılmıştır. Fakat bunların hiçbirinin doğruluğu ispatlanamamıştır.

2. Nöroz teorisi:

Psikiyatristler ve psikologlar kekeme hastaya kendi açılarından baktıklarında ön planda nöroz (sinir sisteminde  oluşan ve yapının belirli alanlarında görülebilen organik lezyon bırakmadan meydana  gelen fonksiyon  bozuklukları) olduğunu görürler. Bu teori de günümüzde kabul görmemektedir. Kekemelerde görülen nöroz neden değil, sonuçtur.

3. Öğrenme teorileri:

Semantik Teori Hayal kırıklığı Teorisi Çatışma Teorisi Tanısal Teori gibi teoriler bu alandadır. Kekemeliğin patogenezi ile ilgili günümüzde en fazla kabul gören teoriler bu gruptadır. 2-4 yaşlarındaki çocukların çoğunda, bazı stres durumlarında duraklama ve hece tekrarları görülür. Fakat çocukların pek azında bu duraklama ve tekrarlar devam eder ve bir süre sonra da kaçınma reaksiyonları ortaya çıkmaya başlar. Bu gruptaki teorilerden semantik teoriye göre kekemelik ilk olarak çocuğun konuşmasında değil ebeveynin dinlemesinde başlar.

KEKEMELIĞE NEDEN OLAN ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Sürekli konuşmaları kesen ve çocuğun konuşmasına müdahale eden eleştirel aile fertleri neden olabilmektedir. Yakın çevrede (Sıkça sosyal ilişkide bulunduğu çevrede) kekeme birinin bulunması kekemeliğe model alma biçiminde neden olabilmektedir.

 

KEKEMELİĞİ ARTTIRABİLECEK OLASI NEDENLER?

Telefon görüşmeleri ,

Önemli bir şey söylemek isterken,

Zaman yetersizliğinde,

Kekeleyen kişi zor anlayacağını düşündüğü kişiler ile konuştuğunda,

Kendisi için önemli bir kişi ile konuşulduğunda,

Geniş bir dinleyici kitlesine konuşulduğunda

(Genel olarak Yoğun Stresli durumlarda ) 

TANI

Kekemelikte dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri; kekemeliğin genel olarak ortaya çıktığı yerin ve zamanının belirlenmesidir. Bu kekemeliğin niteliği ve nedenleri hakkında tam bir değerlendirme yapmayı sağlar. Bu belirlenmeden sorunla ilgili tam bir tedavi önermek doğru olmaz. Ayrıca çocuğun normal işitebilme ve konuşmada kullanılan kasları tam olarak kullanabilme düzeyine bakılmalıdır.

Olay araştırılırken, o dönemde meydana gelen önemli bir olay (taşınma, yakın kaybı, psikolojik travma…) gerçekleşmiş mi ona bakılır. Çocuğun o dönemde hastalık, aşırı korku, kaza gibi psiko-sosyal stres döneminden geçip geçmediği araştırılır. Bu tür olaylarla ilişki kurmaya çalışılır.

TEDAVİ

Kekemeliğin tedavisinde ilk önce bireyle görüşülerek onun psikolojik durumu hakkında bilgi edinilir. Kekemeliğin altında yatan psikolojik faktörler ortaya çıkarılarak buna yönelik tedaviler uygulanır.

Çocuğun düzgün konuşması için sürekli zorlanmaması, konuşurken, sabırla dinlenilmesi, konuşmasının kesilmemesi; zaten kolaylıkla oluşan yetersizlik duygusunu pekiştirici tutumlardan (alay etme, utandırma, zorlama gibi) kaçınılması gerekir.

 

Bir cevap yazın