GAZİANTEP KEKEMELİK MERKEZİ
KONUŞMA BOZUKLUKLARI

KEKEMELİK (NEDİR, NELER YAPILMALIDIR)

KEKEMELİK Normal Konuşma Nedir? Normal konuşma, konuşmanın akışının farklı biçimlerde yorumlanmasıdır. Hepimiz bazen seslerin yerini karıştırır, cümlede yanlış yerde durur, uygunsuz vurgu yapar veya kelime ve hecelerde tekrarlar, geriye dönüşler, dil sürçmeleri; çeşitli sesler çıkartarak akıcılığı bozabiliriz. Konuşma çabaları çok şiddetli ve akıştaki bölünmeler çok olduğu zaman, dikkat çektikleri için dinleyiciler tarafından bozukluk olarak algılanır. Konuşma, kusursuz değildir. Bu yüzden her zaman aynı akıcılıkta olmalı şeklinde bir kural olduğu düşünülmemelidir.   Normal Akıcılık Bozuklukları; Konuşma ritminde duraklamalar 2- 6 yaş arasında sıklıkla görülür. Çocuğun dil gelişimi sürecinde yaşadığı tedavi gerektirmeyen normal duraksamalardır. Buna “normal akıcılık bozukluğu”(normal disfluency) denir. Tüm çocuklarda görülebilir. Aileler bu duraksamalar üzerinde çok durmaz ve çocuğun kendine güvenini sarsacak; “Yavaş konuş”,”Sakin ol!”,”Öyle konuşma!” gibi söz ve tutumlardan uzak durduklarında bu süreç daha rahat atlatılmakta ve akıcılık bozukluğu kalıcı hale gelmemektedir.   KEKEMELİK (Stuttering,Stammering) NEDİR? Psikiyatrik tanı kriterlerine göre; kekemelik, yaşına ve lehçesine uygun gelişimsel olarak çıkartması beklenen konuşma seslerini çıkartamaması, konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde bozukluk olması durumudur.(D.S.M. IV, 1994, S.449). Kekemelik ; konuşmadaki akıcılığın bozulması, bunlara verilen psikolojik (Konuşmaktan çekinme, konuşurken hata yapmaktan korkma) ve motor reaksiyonlarla (Vücudun çeşitli yerlerinde oluşan tikler), konuşmadaki uzatmalar, tekrarlar ve duraklamalarla kendini gösterir. Bunlar genellikle : Hece-ses uzatma (v-v-v-ver), Kısa kelime tekrarı (al-al-al),KONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

Güzel Konuşma Sanatı Ne Demektir?

  Güzel konuşmak; nedendir bilinmez bir yetenek olarak görülür ve birçok insan, konuşma şeklini düzeltmek adına çaba göstermez. İnsanın kendisini olduğu gibi kabul ettiği nadir noktalardan biridir, konuşma üslubu. Oysa konuşma üslubunun, olduğu gibi kabul edilmemesi gereklidir. Çünkü bu yüzyılda bile insanların arasındaki uçurumları yaratan ve iletişim problemlerini zirvede tutan konuşma bozukluklarıdır. Yani birbirimizi yanlış anlamamız bazen de kendimizi yanlış ifade etmemizdir. Bu konuda Publilius Syrus çok manidar bir söz söylemiş. “Söz, ruhun aynasıdır; bir insan nasıl konuşuyorsa öyledir.” Konuşmanızın özünüzü yansıttığına inanıyorsanız öylece kalın ama konuşmanız sizi yansıtmıyorsa kendiniz için bir şeyler yapmaya başlayın. Güzel konuşmak Allah vergisi bir yetenek değildir. Kabul ediyorum ki bazı kişiler güzel konuşmaya yapısal özellik olarak daha yatkın daha yetenekli olabiliyor. Ama bu demek değil ki sizler güzel konuşma sanatının inceliklerine erişemezsiniz. Her güzel ve anlamlı çalışmanın arkasında emek vardır. Çalışma ve azim vardır. Sihirli bir değnekle elde edilecek bir şey değildir güzel konuşma sanatı. Maalesef estetik işlemler gibi birkaç uzman dokunuşuyla da mümkün değildir. Can Yücel’in dediği gibi “Her şey sende başlar.” Yani güzel konuşmak istemekle başlayacak bir süreçtir. Güzel Konuşma Aslında Nedir?   Güzel konuşma yıllarca eksik tanımlanmıştır. Bir spikerin kendine verilen bir metni; tonlama, vurgu gibi kurallara uyarak seslendirmesi güzel konuşma olarak görülmüştür. Yanlış değil ama eksikKONEF GAZİANTEP

KİŞİSEL GELİŞİM

Nefesin Hayatındır

Yaşam için çok gerekli ve temel bir şeydir nefes. Nefessiz yaşayamazsın. Bu yüzden nefes ve yaşam eş anlamlı olmuştur. Nefes yaşamın mekanizmasıdır ve yaşam nefesle derinden ilişkilidir. İşte bu yüzden Hindistan’da ona prana deriz. İkisi için tek bir sözcük vermişizdir: Prana canlılık demektir. Yaşamın nefesindir. Nefesin seninle bedenin arasında bir köprüdür. Bu köprü seni bağlamakta, bedeninle ilişkilendirmektedir. Nefes yalnızca bedeninle aranda bir köprü değil, aynı zamanda seninle evren arasında da bir köprüdür. Beden yalnızca sana gelen, sana daha yakın olan evrendir. Bedenin evrenin bir parçasıdır. Bedendeki her şey evrenin parçasıdır: Her zerresi, her hücresi… Evrene en yakın yaklaşımdır. Nefes köprüdür. Köprü yıkılırsa, artık bedeninde olmazsın. Köprü yakılırsa, artık evrende olmazsın. Bilinmeyen bir boyuta geçersin; o durumda, zaman ve uzamda bulunamazsın. Bu yüzden, nefes aynı zamanda seninle zaman ve uzam arasında köprüdür. Bu yüzden nefes çok önemli olmuştur…. Nefesle bir şeyler yapabilirsen, aniden şu ana dönersin. Nefesle bir şey yapabilirsen, yaşamın kaynağına erişirsin. Nefesle bir şey yapabilirsen zamanı ve uzamı aşabilirsin. Nefesle bir şey yapabilirsen, dünyada ve aynı zamanda dünyanın ötesinde olursun.

KİŞİSEL GELİŞİM

Nefes egzersizleri

Nefes egzersizleri nelerdir? Nefes alıştırmaları, sesinin yüksekliğinde zorluk çeken ve etkili konuşma elde etmek için nefes, ses ve artikülasyonu sıralamakta ve koordine etmekte zorlanan bireyler için  yaygın olarak kullanılmaktadır. Nefes egzersizleri, bir bireyin daha etkili bir iletişimci olmasına yardımcı olmak için konuşma ve ses egzersizleriyle birleştirildiğinde oldukça faydalı olabilir. Nefes egzersizleri de kekeme olan hem çocuklara hem de yetişkinlere yardım etmek de etkilidir. Nefes egzersizleri, etkili konuşma için hayati bir mekanizma olan nefes almayı iyileştirmek ve kontrol etmek için kullanılan bir dizi özel egzersizdir. Etkili konuşma, bir bireyin aynı anda nefes almasını, seslendirmesini ve ifade edilmesini kontrol etme ve sıralama yeteneğine dayanır. Bu konuşma eyleminin kontrolünde ve sıralanmasında bir bozulma varsa, bu, kişinin etkili bir şekilde iletişim kuramamasıyla sonuçlanabilir. Nefes egzersizleri, yardım ettikleri konuşma türüne ve dil zorluğuna ve ayrıca zorluğun ciddiyetine bağlı olarak değişen çeşitli egzersizler içerebilir. UZMAN, Öğrenci ile adım adım, hız ve yeteneklerine göre çalışacaktır. Eğitimin genel amacı, aynı anda nefes alma, seslendirme ve Artikülasyonu kontrol etme ve sıralama becerisi ile bireyin nefesleri üzerindeki kontrolünü artırmak olacaktır. Nefes egzersizleri başlangıçta bireylere nefeslerini nasıl kontrol edeceklerini öğretmeye odaklanacaktır. Kontrollü solunum daha sonra ses egzersizleriyle, örneğin bir ‘Ahhh’ sesini sürdürmekle kullanılabilir. UZMAN daha sonra konuşma sesleri, heceler, cümleler, paragraflar ve konuşma ileKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

HAZIRLIKSIZ KONUŞMALAR

HAZIRLIKSIZ KONUŞMALAR Tabiatı gereği konuşma ihtiyacında olan ve bu özelliğiyle de diğer canlılardan ayrılan insan, günlük hayatını devam ettirirken ister istemez diğer insanlarla iletişim kurar. Bunun için kişisel deneyim dışında herhangi bir hazırlık gerekmese de bu iletişimde (yazılı olmasa bile) toplumun belirlediği çok uzun bir geçmişi olan kurallar ve söz kalıpları kullanılır. Hazırlıksız konuşma, bireyin değil, toplumun belirlediği çerçevede gerçekleşir. Kendine güvensizlik, yetersiz hazırlık, heyecan gibi sebeplerle bazı kimseler, topluluk karşısında konuşmak istemezler. Fakat günlük konuşmaları sırasında devirdikleri çamların, kırdıkları kalplerin farkına bile varmazlar. Konuşma kurallarının yalnız hazırlıklı konuşmalar için geçerli olmadığını çoğu zaman unuturlar. Konuşmaya başladıkları andan itibaren bilgileri, görgüleri, terbiyeleri, dünya görüşleri, ahlak anlayışları, sosyal çevreleri… hakkında diğerlerine ipuçları verdiklerinin farkında değillerdir. Bu sebeple kuşlar ayaklarıyla insanlar dilleriyle yakalanırlar. “Dilim, seni dilim dilim edeyim.” ata sözünde de bu incelik vardır. Hatta bazen susmak, konuşmaktan daha iyi bir etki bırakabilir. “Söz biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus, adam sansınlar.” sözü bu gerçeği veciz biçimde ifade eder. Herhangi bir hazırlık gerektirmeden yapılan karşılıklı konuşmalarda da içtenlik, inandırıcılık, tatlı dillilik, doğruluk, dürüstlük, açıklık ve saygı ön plandadır. Hazırlıksız konuşmalardan bazıları aşağıda örneklenmiştir: SELAMLAŞMA Herhangi bir yerde birbirleriyle karşılaşan uygar insanlar, sözle veya davranışla birbirlerini selamlayarak iyi dilekte bulunurlar. Kültürümüzde önemli birKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

kekemelik nedir, kekemelik nasıl geçer

Kekemelik , tipik olarak uzamalar ( ses çıkışı ), tekrarlar ( ä-ä-ä-ä-kekeme ) veya birkaç dakikaya kadar sürebilen tam konuşma tıkanıklıkları şeklinde kendini gösteren istemsiz bir konuşma engelleme durumudur . Diğer konuşma bozukluklarından farklı olarak, kekemelik sadece konuşma üretimi ile değil, iletişim ile ilgilidir. Tipik olarak, bir kekeme kendi kendine,  konuştuğunda kekemelik meydana gelmez. Kekemeliğin yaygınlığı Nüfusun yaklaşık yüzde Üçü kekemelikten muzdarip. Erkeklerde kadınlara göre 3-4 kat daha yaygındır. Kekemelik genellikle 2 ila 5 yaşlarında başlar. Kekemeliğin nedenleri Kekemeliğin doğası ve nedenleri araştırılmış olmasına rağmen, şu ana kadar tek ve ortak bir neden bulunamamıştır. Muhtemelen birçok neden vardır. Kekemelik, araştırmacı van Riper’ın tarif ettiği gibi, bir araya geldiğinde güçlü bir akarsu oluşturan küçük akarsulardan kaynaklanabilir. Kekemeliğe bazen fiziksel veya nörolojik yaralanmalar veya hastalıklar neden olabilir, ancak bu daha az yaygındır. Kekemelik bir kişinin zekası, yetenekleri veya zihinsel nitelikleriyle ilgili değildir. Paul, Isaac Newton, Winston Churchill, İngiltere Kralı George VI ve Marilyn Monroe gibi birçok ünlü kekeme olmuştur. Kariyerleri kekemelik tarafından engellenmemiş insanlara örnek olarak birkaç modern politikacı da verilebilir. Kekemelik deneyimleri Kekeme bireyler konuşma güçlüklerini farklı şekillerde yaşarlar. Bazıları için, diğerlerinin yanında bir özelliktir ve üzerinde daha fazla çalışmaya gerek yoktur. Ancak birçok kekeme için konuşma güçlüğü gerginlik, utanç ve endişeye neden olur. Kekemelik, zor kelimeleri daha kolay kelimelerle değiştirerek, konuşmada yardımcı kelimeler ve jestler kullanarak veya hatta konuşma durumlarından tamamen kaçınarak maskelenebilir. Kekemelik, konuşma korkusu ve kekemeliktenKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

KEKEMELİK (KONUŞMA BOZUKLUĞU)

Kekemelik konuşmanın akıcılığı ve ritmi ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Akıcı bir konuşmada ritm ve zamanlama büyük önem taşımaktadır. Hız, vurgu ve doğru yerde yapılan duraklamalar bakımından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akmaktadır. Akıcılıkta ise ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar ve tekrarlamalar konuşmanın doğal akışını etkilemektedir. Bu etkileme durumu kekemelik olarak adlandırılmaktadır. Her kekemelik birbirinden farklı görülmektedir. Fakat benzer özellikler taşımaktadır. Bunlar: • Sözcüklerin bitirilmeden bırakılması • Anormal şekilde ses, hece ve sözcüklerin tekrar edilmesi                      • Seslerin normalden fazla uzatılması ( k k k kapı gibi) • Kekemeliği olan kişiler hangi sözcük ve seslerin onlar için problem olacağını bilip bu durumdan sözcük oyunları ile kaçmaya çalışırlar veya sözel iletişime geçmeyip sessiz kalmayı tercih ederler. Kekemeliğin nedenleri konusundaki düşünceler farklılık göstermektedir. Bazı uzmanlar genetik bir bozukluk olarak nitelendirmekte, bazıları ise öğrenilmiş bir davranış veya çevresel faktörlerin etkisi olduğunu belirtmektedir. Genellikle kekemelik 2-6 yaşlarda yani dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Bazı durumlarda ise okul çağında ve az da olsa yetişkinlikte de ortaya çıkabilmektedir. Birçok çocuk dil ve konuşma gelişiminde normal olarak adlandırabileceğimiz bir kekelemelik dönemi yaşar. 2-6 yaş arası okul öncesi dönemde çocuğun düşünme hızıKONEF GAZİANTEP

KİŞİSEL GELİŞİM, KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Heyecanı yenmenin ve başarılı olmanın yöntemleri(Sosyal fobi…)

Heyecanı yenmenin ve başarılı olmanın yöntemleri İlk defa yaptığımız her iş önce heyecan ve korku oluşturur. Korku anında dolaşım sistemi içerisine gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılanır. Bu durum düşünce akışını engeller. Kişi bu anda olumlu duygularını kaybeder. Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalbin çarpması ve kan dolaşımı hızlanır. Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır. Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan başkalarıyla göz göze gelemez; başı titrer, âdeta beyni dış dünyadan kopmuş gibi olur. Korku anında insan kalbinde bir iç endişe akıntısı hisseder. İnsan bir an önce bu durumdan kurtulmak için o ortamdan uzaklaşmak, yapmak istediğini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalır. Ayrıca endişe veya korku, konuşmacının inandırıcılığı kaybetmesine yol açar. Bazı insanlarda korku duygusu çok gelişmiştir. Sık sık duyulan bu endişeler gittikçe birbirlerini beslerler ve endişe edebilme yeteneği gelişir: İnsan en küçük bir sorundan bile endişe duymaya başlar. İleri düzeyde korku ve endişe, sinir sistemi için son derece tahrip edicidir. Tüm başarılı konuşmacılar toplum önüne çıktıklarında mutlaka heyecanlanmışlardır. İstisnasız her insan korku ve endişeyi yenebilir. Ancak bunun için tüm inançlarını yeniden gözden geçirmeli ve bir dizi egzersiz yapılmalıdır. Aşağıda korkunun nedenleri tek tek açıklanmıştır. KORKUNUN NEDENLERİ   Temel korku nedenleri arasında baskı dolu çocukluğu, sürekli yaşanan stres ve hastalıkları, sosyal olmayan bir ortamda uzun süreKONEF GAZİANTEP

KİŞİSEL GELİŞİM

KİŞİSEL GELİŞİM HİKAYESİ -MÜCEVHER

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerden birinin küçük bir köyünde, Bilge Hoca derler, bir filozof yaşarmış. Filozofun bilgeliği bütün ülkede bilinir, dara düşen herkes danışmak için ona gelirmiş. Günün birinde filozofun kapısı çalınmış. Filozof kapıyı açtığı zaman karşısında bir delikanlının durduğunu görmüş. Tanrı misafiridir diyerek genci içeriye davet etmiş. Hal hatır sorduktan sonra, genç derdini anlatmaya başlamış: “Ben, babamla hiç geçinemiyorum. Ne yapsam ona beğendiremiyorum. Hoş bana kızmakta da haksız değil. Ben beceriksizin biriyim. Bu yaşa geldim, hala bir baltaya sap olamadım gitti. Elimden hiçbir iş gelmiyor. Neye elimi atsam, elimde kalıyor. Bende bu şans varken, zem zem kuyusuna gitsem, onu bile kuruturum. En son geçen hafta, babamın tek ineğini otlatmaya götürmüştüm. İnek otlarken ben de bir ağaca yaslanıp oturdum. Orada uyuya kalmışım, inek de kaçmış gitmiş. İneği bir daha bulamadık. Babam da bana çok kızdı. ‘Senden ne köy olur ne de kasaba. Defol git, gözüm görmesin seni diyerek beni kovdu.’ ‘Ama babacığım ! Ben şimdi ne yaparım, nereye giderim ?’ diye sorunca da bana ‘Bilge Hoca’ya git, seni adam etsin. Adam olmadan da geri dönme !’ dedi. Ben de bunun üzerine tasımı tarağımı topladım, yollara düştüm ve kapınıza dayandım. Ocağınıza düştüm. Hocam, Allah rızası için bana bir yolKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşma bozukluğu nasıl giderilir?

Hızlı konuşma ve Konuşma bozuklugu anlaşılmama nedeni ile oluşan bir durum olan konuşma bozukluğu, tıp literatüründe takifemi olarak adlandırılır. Çeşitli sebeplerle ortaya çıkabilen konuşma bozukluğu, etkili tedavi yöntemleriyle giderilmektedir. Peki konuşma bozukluğu nasıl tedavi edilir?   Konuşma bozukluğu (Takifemi) hızlı konuşma ve anlaşılmama nedeni ile oluşan bir bozukluktur. Aşırı heyecan ile birleşmesi sonucunda daha çok ortaya çıkmaktadır. Bu durumda konuşan kişinin söyledikleri hiç bir şekilde anlaşılamaz. Bu durumun çok fazla süregelmesi ile iletişim bozuklukları ile zorluk yaşanmasına meydan vermektedir. Hızlı konuşan kişinin bu durumu yaşaması bazı nedenlere bağlıdır. Tabi ki dış dünyanın da bu durumda etkisini ve akış hızının artmasını da unutmamak gereklidir.   Konuşma bozukluğu (Takifemi) ; daha çok IQ seviyesi yüksek olan kişilerde görülme olasılığı yüksek olan bir bozukluktur. Bu tarz kişilerde söylenecek kelimenin söylenmeye başlamadan önce düşünüleni de dile aktarmaya başlamasıyla hızlanır ve ortaya çıkar. Kekemelik hastalığı olan kişilerin daha önce takifemi yaşadıkları ortaya çıkmıştır.       Kekemelik halinde; söylenecek kelimenin bir an önce ağızdan çıkarılmasını sağlamak için hızlı şekilde hareket etmesi ile bu sorun belli süre sonra takifeminin oluşmasına alt yapı oluşturmaktadır.Bu süreç ile artık alışkanlık haline gelmekte ve sürekli hızlı konuşulmaya devam edilmektedir. Bu durum telefon görüşmelerinde daha büyük sıkıntılar yaratabilmektedir. Karşıdaki kişiye hızlı birKONEF GAZİANTEP

GAZİANTEP KEKEMELİK MERKEZİ
KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşma Bozukluğu

 Bu problemler; konuşurken takılma, yavaş, kısık sesli, kekeleyerek veya hızlı konuşma, sert yüz kasları, ağızdan salya akması, kelimelere zor erişme ve sesle ilgili kasların aniden kasılmasıdır.  Konuşma bozukluğu nedir? Sözel iletişim esnasında kişide meydana gelen bazı problemler nedeniyle konuşma seslerini düzgün veya akıcı telaffuz edememektir. Bu problemler; konuşurken takılma, yavaş, kısık sesli, kekeleyerek veya hızlı konuşma, sert yüz kasları, ağızdan salya akması, kelimelere zor erişme ve sesle ilgili kasların aniden kasılmasıdır. Konuşma bozukluğunun birçok sebebi olabilir. Bunlar arasında; beyin tümörü, kafa travması, alzheimer, demans, alkol bağımlılığı, inme, sıkı veya gevşek takılan takma dişler, ses tellerinde polip, ses kanseri, sesin hatalı kullanımı, kafeinli içecekler yer almaktadır. Konuşma bozukluğu çocukluk döneminde başlamaktadır. Konuşma çağına gelen ve henüz bu gelişimi tamamlayamayan çocuklarda birtakım rahatsızlıklara bağlı dil ve konuşma bozuklukları meydana gelir. Bazen genetik, psikolojik ve anatomik faktörler alıcı dilin gelişmemesine neden olabilir. Örneğin, Otizme sahip olan çocuğun kaba motor gelişiminde bir gerilik yoktur ama dil gelişimi geridir. İletişim kurmak istemez ve göz teması çok azdır veya işitme engeli, zihin engeli, down sendromu gibi farklı rahatsızlıklara sahip olan çocukların da dili kazanamama problemi olabilir. Dil ve konuşma bozukluğu deyince çocukluk çağında en sık, kekemelik ve artikülasyon (kapı yerine tapı deme gibi) bozuklukları görülmektedir. BunlarınKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Çocuklarda Artikülasyon Bozukluğu

Çocuklarda Artikülasyon Bozukluğu (Konuşma Bozukluğu) Artikülasyon bozukluğu, sesleri çıkarırken bazı seslerin atlanması, başka sesler eklenmesi veya seslerin çarpıtılması sorunudur. Artikülasyon bozukluğu olan çocuklar gelişimsel seviyeleri ile paralel olarak çıkarması gereken sesleri çıkaramazlar. Eğer artikülasyon bozukluğu çok ciddi bir vaka değilse, bu durum okul çağına kadar fark edilemeyebilir. Fakat daha ciddi vakalarda çocuk henüz 3 yaşındayken gözlemlenebilir. Küçük çocuklar zaten yaşları gereği henüz konuşmayı tam olarak beceremezler. Fakat artikülasyon bozukluğu olan çocuklar, yaşça kendisinden daha küçük çocuklar gibi konuşurlar. İleri boyutta ise çocuk pek çok kelimeyi yanlış telaffuz edebilir ve çocuğun konuşması anlaşılmaz olabilir. Artikülasyon Bozukluğunun Nedenleri Nelerdir? Dudak ve dil gibi organların bozukluğu Artikülasyon bozukluğuna neden olabilir. Örneğin dudakların yarıklığı veya dudağın olağan dışı gergin olması gibi. Dil kaslarının düzgün çalışamaması, Damak yarığı veya damağın yüksek olması, İşitme kaybı, Zeka geriliği, Çene kaslarındaki problemler, Dil bağının dil ucuna fazla yakın olması, Burunda et olması Yukarıdaki fiziksel sebepler haricinde aile içindeki sorunlar,  çocukta utangaç kişilik gibi psikolojik sebepler de Artikülasyon bozukluğuna sebep olabilir. Artikülasyon Bozukluğu Bebeksi Konuşmaya Benzetilebilir Artikülasyon bozukluğu sorunu yaşayan çocukların çıkardığı sesler, bazen bebeksi konuşmaya benzetilebilir. Zaten yaşları gereği bazı kelimeleri, sesleri ve heceleri tam olarak çıkaramayan çocuklarda artikülasyon bozukluğunu tespit etmek aileler için zorlayıcıdır. Fakat eğer çocuğunuz 3-5 yaşındanKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

DİKSİYON DERSLERİ ALMANIN ÖNEMİ

Diksiyon Nedir Faydaları Nelerdir ? Diksiyon Dersleri almak neden önemlidir ? Konuşma tarzı ve anlatım şekli bir bireyin en önemli özelliğidir. Çünkü kişiyi gösteren konuşma şeklidir. Bu nedenle normal bir birey, kendi arkadaş ortamında konuşurken dahi ses tonuna, kullandığı kelimelere ve anlatıma dikkat etmelidir. Diksiyon gerek iş hayatında gerek bazı yerlerde büyük önem arz etmektedir. Eğer konuşma şeklinize dikkat etmiyorsanız, dinleyiciler sıkılır, dinlemez ve sizin için de kötü bir durum ortaya çıkar. İnsanlar görünüşleri ve konuşması ile ilk izlenimleri oluştururlar. Yeni tanıştığınız biri karşısında, mülakatta veya topluluk karşısında olsun hiç farketmez, düzgün bir diksiyon ve etkili bir konuşma ile açamayacağınız kapılar yoktur. Diksiyon Neden önemlidir ?    Diksiyon önemlidir. Çünkü kişinin kendini ifade edebildiği tek yol, konuşmadır. Eğer bir kişinin konuşması kötü ise kendini doğru ifade edemez. Bazı kelimeleri cümle içerisinde yanlış kullanır. Kastetmek istediği olayı yanlış anlatabilir. Günümüzde televizyon karşısına çıkan oyuncuların bazılarının diksiyonu o kadar bozuk ki. Bu oyuncuların oyunculuğu güzel olduğu için bir film veya dizide oynamaları gerekiyor. Buna çözüm olarak da dublaj yapıyorlar. Fakat bu da izlenen film veya dizinin büyüsünü bir anda bozuyor. Hayatın her alanında dosdoğru ve etkili konuşmak yaşam kalitemizi bir üst seviyeye çıkaracak yeğane şeydir. Diksiyon hangi mesleklerde önemlidir? Diksiyon hemen hemen herKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

Sözlü İletişim Nedir?

Sözlü İletişim Nedir? Bireyler arasında gerçekleşen her türlü karşılıklı konuşmalar ve yazışmalara sözlü iletişim denir. Bu iletişim türünde harfler ve sözcükler yardımıyla kişiler arasında karşılıklı mesaj alışverişi söz konusudur. Sözlü iletişim, dil ile gerçekleşir. Dil, bireyin kendisini ve çevresini anlama ve anlamlandırmasında önemli bir rol oynar. İnsanlar ürettikleri bilgileri dil yardımıyla birbirlerine aktararak anlamlandırır ve böylece iletişim kurarlar. Burada sesin tonu, hızı, şiddeti ve vurgusu ayrı bir önem kazanmaktadır. Sözlü iletişim, konuşma dili olarak da adlandırılır. Sözlü iletişim; yüzyüze görüşmeler, toplantılardaki konuşmalar, halka hitaplar, sözlü sunumlar, telefonla yapılan konuşmalar, eğitim kursları, konferanslar, resmi konuşmalar, kurmay toplantıları gibi değişik formatlarda gerçekleştirilebilir. Sözlü iletişimin en belirgin özelliği iletişimde bulunan birimleri karşılıklı konumda buluşturmasıdır. Genel olarak iki farklı iletişimsel buluşma söz konusudur. Birinci iletişim biçimi kaynak ve alıcının aynı mekanı paylaştığı, yüz yüze iletişimdir. Yüz yüze iletişim bir ön hazırlık gerektiren panel, konferans, forum, ders, seminer ve toplantı gibi etkileşimlerdir. KONEF ETKİLİ İLETİŞİM EĞİTİMLERİ Farklı ortam ve uzaklıkta olan bireylerin teknolojik araçlar kullanarak iletişim kurmaları da söz konusudur. Bu uygulamada ilk akla gelen araç, telefondur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte görüntülü telefon ve telekonferans gibi etkileşimli iletişim alanları da ortaya çıkmıştır. Sözlü iletişimin pek çok avantajı vardır. Bunlar; verilen haberin anlaşılma derecesinin yüksek olması, sorulan sorulara anındaKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

İletişim Nedir? İletişimin Ögeleri

İletişim Nedir? İletişimin Ögeleri İletişim, gönderici ve alıcı konumundaki iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış ve bilgi alışverişidir. Kişi, sosyal çevrede sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek için çevresindekilere iletişime geçer. Ayrıca ruhsal – bedensel ihtiyaçları gidermek için iletişim oldukça gereklidir. Toplumsal kanun ve kuralları sağlıklı işletebilmek için iletişim şarttır. Bu da gösteriyor ki iletişim, bir insanı yakın ve uzak çevresine bağlayan halkadır. İletişim Türleri: “Dille gerçekleştirilen iletişim, jest ve mimiklerle gerçekleştirilen iletişim, resim, şekil, çizgi gibi sembollerle gerçekleştirilen iletişim, simgelerle gerçekleştirilen iletişim.” İnsan duygu ve düşüncelerini en iyi, dil ile anlatır. Dille gerçekleştirilen iletişim; resim, şekil, işaret ve vücut diliyle yapılan iletişimden daha güçlü ve daha kullanışlıdır. İletişimin Öğeleri Şunlardır: Gönderici (Kaynak): Duygu, düşünce ve isteklerin aktarılmasında sözü söyleyen kişi veya topluluktur. Alıcı: Duygu, düşünce ve isteklerin iletildiği, aktarıldığı kişi ya da topluluktur. İleti: Göndericinin alıcıya aktardığı duygu, düşünce, istek ve mesajlardır. Kanal: Göndericinin, iletiyi alıcıya gönderirken kullandığı yol veya araçtır. Bağlam: İletişim unsurlarının birlikte meydana getirdikleri ortamdır. Dönüt (Geri bildirim): Alıcının göndericiye verdiği her türlü yanıttır. Şifre: Gönderici, iletisini yazıyla, resimle, rakamla vb. aktarabilir. İşte bunlardan her biri şifredir. Bir iletişimde “gönderici-ileti-alıcı” öğeleri mutlaka bulunur, iletişimi başlatan unsur; göndericidir. İletişimin sağlıklı olabilmesi için gönderici durumundaki kişinin, alıcıyı ve onunKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

GÜZEL KONUŞMANIN ÖNEMİ

KONUŞMA Güzel Konuşmanın Önemi GÜZEL KONUŞMA (RETORİK) a) Konuşma Yanlışları b) Güzel Konuşma Kuralları                                      KONUŞMA Konuşma, kişinin kendi çevresindekilerle iletişim kurmasının en yaygın, en etkili ve en pratik yoludur. İnsan bir gerçeği açıklamak, bildiklerini diğer insanlara öğretmek, deneyimlerini paylaşmak, varlığını kanıtlamak, ilgilendiği konuları öğrenmek, toplumsal etkileşimde bulunmak, duygularını ve düşüncelerini başkalarına aktarmak için konuşma ihtiyacındadır. Bu ihtiyacın en güzel biçimde karşılanması ise güzel konuşmanın önemine inanmaya ve sözlü anlatımın ilkelerine uymaya bağlıdır.   Güzel Konuşmanın Önemi İnsanların birbirleriyle iletişimlerinde söz, yazıdan daha önce, daha etkili ve daha pratiktir. İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden biri olan konuşmanın, usulüne göre yapılması hemen her alanda başarılı olmanın temel şartlarındandır. Kendini doğru ifade edebilme, gönülleri fethetme, dinleyenleri kolay ikna edebilme, meslekte başarı ve saygınlık kazanma, diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurabilme vb. güzel konuşmaya bağlıdır. Güzel konuşmanın yaygın olduğu toplumlarda barış ortamını sağlamak, sosyal ve kültürel ilişkileri geliştirmek, ekonomik ilişkileri düzenlemek daha kolaydır. Yöneticileri, avukatları, liderleri, tüccarı, iş adamlarını, öğretmenleri diğerlerinden daha saygın ve başararılı kılan temel etkenlerden biri de onların etkili ve güzel konuşmayı bilmeleridir. Bu nitelikteki kimseler, söylemek istediklerini güzel konuşma sanatının incelikleriyle ifadeKONEF GAZİANTEP

kişisel gelişim kursu

Düzenli Kitap Okumanın 15 Faydası

Düzenli Kitap Okumanın 15 Faydası Kitap okumanın faydaları saymakla bitmez. Hem sağlığa, hem de kişisel gelişime müthiş katkıları vardır. Zaten sağlık açısından faydaları bir çok bilimsel araştırmaya dayalıdır. Kitap okumak ayrıca sizi çok farklı bir insana dönüştürür. Dünyayı eskiden olduğundan farklı algılamaya başlarsınız. Zekanız keskinleşir, beyin gücünüz artar. Ek olarak öğreneceğiniz sonsuz bilgilerle normalde asla gidemeyeceğiniz yerlere gitmenize ve tanışamayacağınız insanlarla tanışmanıza bile vesile olabilir. Çünkü bilgi herşeydir. Gerekli bilgiyle normalde yaşayamayacağınız bir hayatı elde edebilirsiniz. Bu liste size kitap okumayı bir alışkanlık haline getirmek için 15 neden sunuyor. İşte kitap okumanın sağlık ve kişisel gelişim yönünden insana verdiği yararlar. 1. Zeka Geliştirir Kitap okumak zihin sağlığı açısından son derece önemlidir. Okunan kelime ve hikayeye olan konsantrasyon beynin uyarılmasını sağlar. Bugüne kadar yapılmış bir çok çalışma, okumanın kişiyi daha akıllı yaptığına dair kesin bulgular paylaşıyor. Özellikle okunan yazı zorlaştıkça beyin aktivitesinin yoğunlaştığı da biliniyor. 2009 yılında yapılan bir araştırma, okumanın beyinde yeni beyaz madde oluşumuna neden olduğunu ortaya çıkardı. Beyaz madde öğrenme ve zihinsel hastalıklarda büyük rol oynamaktadır. Okumak, kişinin koşulları daha iyi analiz etme ve eleştirel düşünme yeteneğini de geliştireceği için, problemlerin tespiti ve çözümünde daha yetenekli olmasını sağlıyor. 2. Kelime Hazinesini Zenginleştirir Hiç şüphesiz, okumak insanın kelime dağarcığını muhteşem bir şekildeKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Konuşurken takılıyorsa dikkat!

Kekemelik belirtileri ve tedavisi hakkında önemli bilgiler KONEF GAZİANTEP Kekemelik, en basit anlatımıyla “Konuşma akıcılığının çeşitli biçimlerde sekteye uğraması” olarak tanımlanıyor. Çocuklukta ve bazen yetişkinlikte görülebilen kekemelik, dil ve konuşma terapisiyle tedavi edilebiliyor. Kekemeliğe yapısal bir yatkınlıkla birlikte, çevresel, gelişimsel ve psikolojik nedenlerin yol açtığı tahmin ediliyor. Kekemelik doğuştan gelen bir bozukluk mu? Kekemeliğin nedenlerine ilişkin yapılan aile çalışmaları, ailede kekeleyen bir birey varsa, bu ileride başka kekeleyen bireylerin olma olasılığının arttığını gösteriyor. Bireyde yapısal olarak kodlanmış bir kekemelik varsa, herhangi bir şekilde tetiklenebiliyor ve kekemelik oluşabiliyor. Ayrıca yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabiliyor. Nörojenik bozukluklar ve kekemelik ilişkisini bulgulayan çalışmalar olduğunu biliniyor. Örneğin kafa travması sonrası kekemelik gelişebiliyor. Kekemeliğin nedenleriyle ilgili yapılan çalışmalarda farklı nedenler olabilir “Ancak son zamanlarda yapısal bir yatkınlığın olduğu, çevresel, gelişimsel ve psikolojik faktörlerin de bunun üzerine eklendiği görüşüne inanılıyor. Çocukluk dönemindeki kekemelikte ebeveynlerin çocuğa karşı mükemmeliyetçi tutumları, karmaşık dil kullanımı yani çocuğun yaşına uygun olmayan dil seçimi, çocuğun konuşmasında yapılan zaman baskısı, ebeveynin hızlı konuşması, yeni eve taşınma, kardeş olması gibi çocukta güvensizlik yaratan durumlar, çocukluk döneminde kekemeliğin gelişmesinde rol oynayabiliyor” Erken çocukluk döneminde belirti veriyor Erken çocukluk döneminde, dil gelişiminin parçası olan ‘normal akıcısızlıklar’ görülebiliyor. ‘Gelişimsel kekemelik’ denen ve en sık 2-4 yaş arasındaKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET

ETKİLİ KONUŞMA YAPABİLMEK İÇİN 7 ÖNERİ

HİTABETİ GELİŞTİRMEK VE ETKİLİ KONUŞMA YAPABİLMEK İÇİN 7 ÖNERİ Düşündüklerinizi etkili bir şekilde aktarabilmek, iletişim kurduğunuz kişilerde yaratmak istediğiniz etkinin oluşmasını sağlar. Özellikle topluluk önünde güzel ve etkili konuşma yapmanın pek çok kişinin hayali olduğunu biliyoruz. Aslında bu düşüncenizi gerçekleştirmek sandığınız kadar zor değil. İşte, hem ikili ilişkilerde yararlanabileceğiniz hem de topluluk önünde daha güçlü konuşmalar yapabilmeniz için ihtiyacınız olan hitabeti geliştirme yolları: 1. Kitap Okumayı Alışkanlık Haline Getirin Etkili konuşma yapabilmek aslında düşündüklerinizi en iyi şekilde aktarmak demek. Bunun anahtarlarından biri ise elbette ki cümlelerinizde doğru kelimeleri tercih etmek, kelimeleri doğru bir şekilde kullanabilmek. Kelime haznenizi genişletip bunu yapmanıza yardımcı olacak şey ise tabii ki düzenli olarak kitap okumak, yani kitap okuma alışkanlığı kazanmak! Bu arada kitap okumanın, kelime haznenize katkı sağlamasının yanı sıra doğru kelime vurgusu ve cümle tonlaması yapabilmek konusunda da size yardımcı olabileceğini belirtmeden geçmeyelim. Eğer kelime vurgusu konusunda çalışmanız gerektiğini düşünüyorsanız okuduğunuz kitapları sesli bir şekilde, adeta kitabı seslendiriyor gibi okumanızı öneririz. 2. Kelimeleri Doğru Bir Şekilde Telaffuz Ettiğinizden Emin Olun Etkili iletişim için son derece önemli olan konulardan bir diğeri ise telaffuz! Kelimeleri doğru bir şekilde telaffuz etmek için çalışmalar yapmalısınız. Kalem çalışması, telaffuz konusunda kesinlikle yapmanız gereken çalışmalardan biri. Ağzınıza bir kalem koyduktan sonraKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI, KONUŞMA BOZUKLUKLARI

DENGE GAZETESİNE VERDİGİMİZ RÖPORTAJ

  Konuşma Engeliler Federasyonu (KONEF) Gaziantep şubesi dil ve konuşma bozukluğu yaşayan binlerce insanın umudu olmaya devam ediyor. Konuşma bozukluklarının yanında diksiyon ve hitabet alanında da önemli eğitimlerin verildiğini söyleyen KONEF Uzman Öğreticisi Ayşe Sebzeci, “Dil ve konuşma bozukluğu erken tanı ve eğitim süreci ile aşılabilir” dedi. TÜM DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU SORUNLARI KONEF İLE ÇÖZÜLÜYOR KONEF Gaziantep şubesi ile bölgeye hizmet verildiğini söyleyen Sebzeci, “KONEF uzman kadrosu ve eğitim teknikleri ile birçok dil ve konuşma bozukluğunda çözüm noktası oluyor. Kekemelik, pelteklik, artikülasyon, R harfi sorunu, etkili iletişim, gecikmiş konuşma, diksiyon ve hitabet, hızlı ve yavaş konuşma, dil ve konuşma bozuklukları bizim kurumumuzda eğitim verdiğimiz başlıklardır” açıklamalarında bulundu. GÜNEYDOĞU’DA EN FAZLA KONUŞMA BOZUKLUĞU GAZİANTEP’TE YAŞANIYOR KONEF eğitimlerinde Gaziantep’in Güneydoğu Bölgesi için pilot ili seçildiğini söyleyerek en fazla konuşma bozukluğunun yine Gaziantep’te yaşandığını söyleyen Sebzeci, “Konuşma Engelliler Federasyonu Türkiye’de 2009 yılında kuruldu. KONEF olarak ise biz Gaziantep’te iki yıldır faaliyet gösteriyoruz. KONEF Gaziantep’te Güneydoğu’nun pilot ili olarak çalışmaktadır. Konuşma sorunlarının en çok Gaziantep’te yaşandığı tespit edildiği için bu KONEF Gaziantep’te kuruldu” ifadelerine yer verdi. DİKSİYON VE HİTABET EĞİTİMLERİ DE SUNUYORUZ KONEF’te konuşma bozukluğunun yanı sıra diksiyon ve hitabet eğitimlerinin de verildiğini belirten Sebzeci, “KONEF’te tüm konuşma bozuklukları için eğitimler verilirken aynıKONEF GAZİANTEP

DİKSİYON VE HİTABET, etkili konuşma temelleri

Topluluk önünde konuşmak

Topluluk önünde konuşmak, Topluluk önünde konuşmak çoğu insanı heyecanlandırır, vücudunun kimyasını bozar; uykusunu kaçırır. Pek çok insan söyleyeceklerini unutmaktan, sahnede tökezlemekten, dilinin sürçmesinden, gülünç duruma düşmekten korkar; konuşmasının beğenilmeyeceği, dinleyicilerin sıkılacakları, yeteri kadar etkili olamayacağı endişesini duyar. Oysa konuşmak, insanın doğal hayatının bir parçasıdır. Sadece dışadönük olanlar değil, içedönük olanlar da bire bir ilişkilerde kendilerini çok iyi ifade ederler; konuşmaktan, anlatmaktan, paylaşmaktan zevk alırlar. Peki, insan neden tanıdıklarıyla bire bir konuşurken heyecanlanmaz da, tanıdıklarından bile oluşsa, bir topluluk karşısında konuşurken eli ayağına dolaşır? Neden insan annesiyle konuşurken son derece rahattır da, kalabalık karşısında konuşurken gerilir? İnsan yargılanmadığından emin olduğu zaman rahat konuşur ama topluluk karşısında geçince, dinleyicilerin kendisinin duruşunu,  vücudunu, davranışlarını, giysilerini, konuşmasını, düşüncelerini, bilgisini… yargılayacağıdan endişe duyar.  Topluluk önünde, kendisini adeta çıplak ve savunmasız hisseder. Bütün eksiklerinin, bütün kusurlarının ortaya çıkacağı hissine kapılır. Bu gerginlik yüzünden çoğu insan konuşma yapmamak için, türlü bahaneler uydurur. Bu psikolojinin etkisiyle,  insanların çoğu, topluluk karşısında “mükemmel” olmaya gayret ederler. Hem görünüşlerinin hem de konuşmalarının “hatasız” olmasını isterler. İşte bu mükemmellik çabası, konuşma yapacak insanı başka bir kalıba sokar; yakınlarıyla konuşurken kendini çok iyi ifade eden insan gider; vücudu, sesi, davranışları gerginleşmiş bir insan gelir. Çoğu insan topluluk önünde konuşurken tuhaflaşır; bir türlü “kendisiKONEF GAZİANTEP

Akıcılık bozukluğu şikayeti, Kekemeliğin ortaya çıkış nedenleri, Kekemeliğin ortaya çıkışı, KEKEMELİK PROGRAMI, KONUŞMA BOZUKLUKLARI, KONUŞMA BOZUKLUKLARI

KEKEMELİK PROGRAMI

*KEKEMELİK PROGRAMI Kekemelik, konuşma akıcılığını etkileyen bir iletişim bozukluğudur. Çocukluk çağında başlar ve yaşam boyu devam edebilir. Akıcılık bozukluğu olan bireyin konuşmasında ses, hece ve sözcükleri tekrar etme, ses uzatma, blok, bazı seslerden kaçınma gibi akıcısızlık özelliklerinden bir veya birden fazlası yer alır. Kekemeliğin ortaya çıkış nedenleri bilinmemektedir. Kekemeliğin nedenleri konusunda yaygın görüş psikolojik bir problem olduğu yönündedir. Ancak bu konuyla ilgili halen üzerinde uzlaşılmış tek bir nedenden söz etmek de mümkün değildir. Kekemeliğin ortaya çıkışı dilin gramer kurallarının edinildiği 3-5 yaş arasında hemen hemen çoğu çocukta gözlenmekte ve daha sonraki yıllarda 100 çocuktan birinde kalıcı hale gelmektedir. Yapılan araştırmalar kekemeliğin erkeklerde kızlardan 3 kat daha fazla gözlendiğini göstermektedir. Kekemeliğin sağaltımı ile ilgili yöntemler kekemeliğin tespit edildiği yaşa göre farklılık göstermektedir. Okul çağı öncesi dönem ve yetişkinlik dönemi terapi uygulamaları birbirinden farklıdır. Sanılanın aksine okul çağı öncesinde probleme ilişkin uygun müdahele programı uygulandığı taktirde kronik kekemeliğin oluşması engellenebilmektedir. Ergenlik ve yetişkinlik döneminde ise farklı teorilere dayandırılan terapi programları uygulanmaktadır. Uygulanan terapiler, bireye konuşma akıcılığını bilinçli farkındalıkla kontrol etmeyi ve bireyin farklı ortamlarda ve durumlarda, farklı bireylerle konuşurken akıcılığını sürdürmesini amaçlar. Akıcılık bozukluğu şikayeti olan birey dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarımız tarafından değerlendirilerek, değerlendirmeler doğrultusunda problemin şiddeti ve özellikleri tespit edilir.KONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Nörojenik Kekemelik

Nörojenik Kekemelik  Nörojenik kekemelik, konuşmada sık sık kesintiler, duraklamalarla kendini gösteren bir akıcılık bozukluğudur. Beyin ve omurilikte, korteks, subkorteks, serebellar ve hatta sinir yolu bölgelerinde, bir yaralanma ya da hastalık nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak trafik kazalarını, iş kazalarını, iskemik atakları, tümörleri, Parkinson ve MS gibi dejeneratif hastalıkları, kafa travmalarını, menenjiti, Guillain-Barre sendromunu, çeşitli kimyasalları ve bu arada bazı ilaçların yan etkilerini sayabiliriz. Nörojenik kekemelik Nörojenik kekemelik vakalarının diğer kekemelik türlerinden ayırt edilmesinde en önemli gösterge, daha önce normal bir konuşmaya sahip olmalarıdır. Ancak, çocukluk yıllarında gelişimsel kekemeliği olup tedavi görmüş kişilerde de yukarıda örneklerini verdiğimiz nedenlerle nörojenik kekemelik ortaya çıkabilir. Her yaşta karşılaşılan nörojenik kekemelik sayısı yaş ilerledikçe ve yaşlılıkta artmaktadır. Oysa gelişimsel kekemelik 2-5 yaşları arasında belirginleşmektedir. (Bu arada, açıkça görülen bir nörolojik belirti olmaksızın ortaya çıkan konuşma sorunlarının da, gizli kalmış bir nörolojik nedenin tanılanmasına yardımcı olduğunu da not edelim.) Nörojenik kekemeliğin bulguları Nörojenik kekemeliğin bulguları arasında, ünlemler ve düzeltmelerle dolu aşırı kesintili bir konuşma, tümcelerin yinelenmesi, sözcüklerin, hecelerin, seslerin yinelenmesi veya uzatılması, duraklamalar, birtakım garip seslerin eklenmesi, anlaşılamayacak derecede hızlı konuşma patlamaları, tüm bunlara eşlik eden baş, el, bacak hareketleri, göz temasından kaçınma, anksiyete ve depresyondan söz edebiliriz. Nörojenik kekemelik belirtileri diğer akıcı konuşma bozukluklarıyla benzerlikKONEF GAZİANTEP

KONUŞMA BOZUKLUKLARI

GECİKMİŞ KONUŞMANIN BELİRTİLERİ

GECİKMİŞ KONUŞMA Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri veya konuşma gelişimi yaşıtlarından çok daha yavaş ise o çocuğun konuşması “gecikmiş konuşma” olarak adlandırılır. Çoğunlukla 2-3 yaşlarında konuşamayan çocukların anne babaları konuşmanın geciktiğinin farkına varırlar. GECİKMİŞ KONUŞMANIN BELİRTİLERİ Hiç konuşmamaktan, çok zor anlaşılır birkaç kelime söyleme Kelime dağarcıklarında eksiklik “Ben”,”benim” gibi zamirleri kullanmayı 3 yaş civarında bile tam olarak öğrenememe Cümle kuramama  Jest, mimik ve diğer işaretli hareketleri daha çok kullanma İsteklerini ifade edememe Başkalarının konuşmalarına ilgi göstermeme Durmadan ses çıkarma Uyum problemleri gösterme Kendi başına oyun oynamak veya bir şeyle meşgul olmak isteme Normal konuşmaya sahip çocuklara kıyasla daha çabuk ağlama, bağırma, oyuncakları kırma, dağıtma ve hırçınlık gibi kökü duygusal olan hareketler görülebilir. EĞER DİL VE KONUŞMA BECERİLERİNDE GECİKMESİ OLAN BİR ÇOCUĞUNUZ VARSA : Dil çıktısı olmasa da iletişimi kesmeyin, Her gün düzenli olarak iletişim ağırlıklı faaliyetler yapın, İletişimde bazı sözel ya da sözsüz iletişim becerilerini kullanın, Paralel konuma, genişletme vb. sözel tepkileri sık sık kullanın, Çocuğu iletişime yönelik çaba göstermeye özendirin, Ev içerisinde basit bir dil kullanın, Çocuğun sadece sözcük değil jest ve mimik kullanımını da önemseyin, Çocuğun zorunlu olarak iletişim kurması için fırsatlar yaratın. GECİKMİŞ KONUŞMANIN NEDENLERİ Sağlık durumu İşitme kaybı Motor-koordinasyon güçlüğü Aile ve Çevre KoşullarıKONEF GAZİANTEP

Çocuğu Kekeleyen Ebeveynler Ne Yapmalıdır?, Çocuklarda Kekemelik Nedir?, Kekemelik Terapisinde Neler Yapılmaktadır?, KONUŞMA BOZUKLUKLARI, KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Çocuklarda Kekemelik

Çocuklardaki Normal Akıcısızlıklar Nelerdir? Çocuklar 2-4 yaş aralığında çok hızlı bir dil gelişim evresinden geçer ve bu dönemde çocukların büyük bir kısmı konuşma esnasında normal akıcısızlıklar sergiler. Yani çocuk konuşurken sözcük tekrarı yapabilir. “Ben ben ben elma yiyeceğim”. Cümle içinde ya da cümleye başlarken “ee” , “hımm” , “öyle”, “bilmiyorum” gibi yineleyen belli sözcükler ekleyebilir. “Eee, anne pepe düşünce ee ben eee” . Ya da kurduğu cümleyi birkaç kez baştan revize edip değiştirerek kurabilir. Örneğin “Aliyle oynarken düştüm, Aliyle beraber oynarken düştüm, Aliyle beraber top oynarken düştüm. ” Tüm bu akıcısızlık türleri dil gelişiminin ilk aşamalarında normaldir. Çocuklarda Kekemelik Nedir? Kekeleme ise normal akıcısızlıktan tamamen farklıdır. Çocuk konuşma esnasında “be-be-ben”, “a-a-anne” gibi hece tekrarı yapabilir, “b-ben, a-anne” gibi bloklar yapabilir ya da “aaanne”, “beeen” gibi ses uzatabilir. İşte bu dönemde ortaya çıkan takılmalar gelişimsel kekemelik olarak adlandırılır ve çocukların ortalama ¼’ünde görülür. Okul dönemiyle birlikte çocukların büyük bir kısmında takılmalarda düzelme olur, ancak bir kısmında, bu durum kronik kekemelik olarak devam eder. Çocuğu Kekeleyen Ebeveynler Ne Yapmalıdır? Çocuğunda kekeleme davranışı gören aileler 6 ay süresince beklemeli ve bu süre zarfında çocuklarını iyi gözlemlemelidirler. Bu gözlem sırasında çocuğun takılmaların farkında olup olmadığı, kekemeliğin iniş ve çıkışları, özellikle tamamen kaybolur gibi olduğu dönemler not edilmelidir. Eğer çocukKONEF GAZİANTEP